Ölüm Döşeğinde Son Pişmanlıklar
#11
(13/11/2013, Saat: 01:46)ihtilaf Adlı Kullanıcıdan Alıntı: İçimi kararttı bu konu yinede ilginç,idam mahkumları ne düşünür acaba ?
Mancho Üstadım,diyet yüzünden mi böyle karamsar konu seçtiniz Blush B kompleks vitamin alın Smile

Vitamin kesmez beni sevgili ihtilaf. Belki aslan sütü Tongue
“Kesin bilgi ancak çok az bildiğimiz zaman mümkündür. Bilgi miktarımız arttığında şüphemiz de artar.”
Goethe
Cevapla
#12
(13/11/2013, Saat: 02:12)McOrco Adlı Kullanıcıdan Alıntı: bunları dusunebılecek kadar planlı programlı
rahat olum dosegındeysem
sıkıntı yok demektır...

ne olumler var... Angel

Mutlu olmaya çalışmak. Smile

1236978_539609592778467_1937364648_n.jpg
Cevapla
#13
Sevgili Mancho üstadım

ne güzel yazmışsınız

ben de bazen işi bırakıp evimde sadece edebiyatla ve sabunla uğraşsam daha mutlu olur muyum diyorum ama işimi seviyorum ve üniveristedeki ofisimi kampüsü bırakmak pek de çekici gelmiyor. Sanırım insanlar sevdikleri işi yapıyorlarsa ölüm anında pişman olmazlar pek.


bu ara balık tutmayı öğrenmek ve bir 4X4 pick-up edinip göllerde ve ırmaklarda balık tutma arzum var

hayat güzel bütün zorluklarına rağmen iyi ki varız

ne demiş Epiküros "biz varsak ölüm yok ölüm varsa biz yokuz"
Cevapla
#14
Jorge Luis BORGES'in güzel bir şiiri var onu paylaşayım..

ANLAR
Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
Ölüyorum..

Hakkında bilgi için
www.tekyumruk.com
Cevapla
#15
Ölüm döşeğindeyken artık iş işten geçtiği, kaybedilecek birşey olmadığı için cesaret geliyordur haliyle, keşkeler sıralanıyordur. Şimdi hepimiz şöyle ya da böyle bir hayat düzeni kurmaya bu ülkede ancak "tutunmaya" çalışıyoruz yalan mı? bunu da bu kadar çalışarak, didinerek anca başarabiliyoruz. Hemen herkes evli, birden fazla çocuk. Hanginiz çocuğunuzu sevmiyor? Kaçınız şu an keşke çocuğum falan olmasaydı, iş miş uğraşmasam dağda yaşasaydım, okyanuslara açılsaydım vs der? Demez, niye çünkü zaten anca tutturulmuş bir düzen var.

Ölüm döşeğindeyken artık hiçbirşeyin önemi kalmayınca içteki gerçekleştirmesi pek de mümkün olmayacak ukteler ortaya çıkıyor haliyle. Ha çok iyi para kazanıp, çok iyi durumu bir insan sabah akşam iş iş iş başka birşey düşünmeden yaşıyorsa, hayatını yaşamıyorsa işte ıo kişi o pişmanlıkları yaşar. Ben mesela evli arkadaşıma ikinci el ucuz bir mustang almasını önerdim haftasonu keyif arabası olarak. Çok sever ama yok şimdi çocuk var, ikinci araba masraf olur, evde para lazım olabilir vs gibi nedenlerle(ki haricinde yeterli miktarda birikimi de var) istese de yanaşamıyor. Ben o zaman bu söylediğimi söylüyorum daha 35 yaşındasın, gençliğinin son demleri bu aralar hayatının biraz tadını aldın aldın, ondan sonra iki çocuk, çocukların büyümesiydi vs derken sana kalan birşey olmayacak, hep aile ile uğraşacaksın zaten yaş 50 olduktan sonra neyleyesin mustang diyorum. Onun da içi içini kemiriyor ama cesaret edemiyor. Ben şanslıyım ki böyle konularda biraz daha rahatım. Tamamen aman ne olacaksa olur mentalitesinde olmasam da bazen belli konuarda hayata bir kere geliyoruz zamanı geçmenin biraz tadını çıkarabilmek lazım mottosuyla devam ediyorum.

Misal s3 telefon çıkmadan bayılmıştım daha askerde görmüştüm. Çıkınca telefon pahalı tabi. Bugüne kadar teknolojik şeylerde hep biraz zaman geçsin ucuzlasın da öyle alırım derdim, o biraz zaman da rahat 1-1,5 sene olur zaten. Bu sefer anasını satarım dedim ve 1800 verip ilk çıktığı zaman aldım, bir daha mı geleceğiz dünyaya ben bunu 2 sene sonra alacaksam ne tadı kalacak diye. Evet telefon şimdi 1000 liraya düştü ama ben zerre pişman değilim, 2 sene doya doya severek kullandığım. İlk başlarda teknolojisi üstünken aldığım içinde en baştan daha zevk alarak kullandım. şte her zaman değil ama arada bir insana geldi mi biraz da duygulara göre davranmak gerekiyor. Yoksa hep mantık hep mantık, para biriktireyim, yatırım yapayım şöyle yapayım böyle yapayım o hayatın tadı çıkmaz.

bu bahsettiğim arkadaşım para konusunda biraz pintidir. Yatırım, birikim yapacağım diye harcamaz da harcamaz, ne beğense almaz, 1 hafta içi içini yer, almaz kalır. Daha geçen kendi söyledi 2-2,5 senedir kendime istediğim hiçbirşeyi almıyorum diye. Ha kimilerine göre yatırım, mantık, ilerisi için önemli de. Benim için o kadar da değil. Öyle hayat mı olur. Sen 3 gün sonra ölsen senin o yaptığın yatırımın zerre önemi kalmayacak sana. Geride kalanlar da yaşar birşekilde, herkes babadan, kocadan kalan parayla sağ kalmıyor, sıfırdan hayatlarını oluşturuyorlar.
http://tiraskeyfim.blogspot.com/  
http://saklinotalar.blogspot.com/
WWW
Cevapla
#16
Çok doğru söylemişsiniz üstad. Elin adamı yarın ne yapacağını bile düşünmezken biz 20 senelik kalkınma planı oluşturuyoruz nerdeyse bireysel olarak. İnsanın yarınını da düşünmesi gerekir elbet ama birşeyler için sık sık sık çok fazla daraltıyor da bunu düşünmek.

(13/11/2013, Saat: 12:11)Lord Sparhawk Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Ölüm döşeğindeyken artık iş işten geçtiği, kaybedilecek birşey olmadığı için cesaret geliyordur haliyle, keşkeler sıralanıyordur. Şimdi hepimiz şöyle ya da böyle bir hayat düzeni kurmaya bu ülkede ancak "tutunmaya" çalışıyoruz yalan mı? bunu da bu kadar çalışarak, didinerek anca başarabiliyoruz. Hemen herkes evli, birden fazla çocuk. Hanginiz çocuğunuzu sevmiyor? Kaçınız şu an keşke çocuğum falan olmasaydı, iş miş uğraşmasam dağda yaşasaydım, okyanuslara açılsaydım vs der? Demez, niye çünkü zaten anca tutturulmuş bir düzen var.

Ölüm döşeğindeyken artık hiçbirşeyin önemi kalmayınca içteki gerçekleştirmesi pek de mümkün olmayacak ukteler ortaya çıkıyor haliyle. Ha çok iyi para kazanıp, çok iyi durumu bir insan sabah akşam iş iş iş başka birşey düşünmeden yaşıyorsa, hayatını yaşamıyorsa işte ıo kişi o pişmanlıkları yaşar. Ben mesela evli arkadaşıma ikinci el ucuz bir mustang almasını önerdim haftasonu keyif arabası olarak. Çok sever ama yok şimdi çocuk var, ikinci araba masraf olur, evde para lazım olabilir vs gibi nedenlerle(ki haricinde yeterli miktarda birikimi de var) istese de yanaşamıyor. Ben o zaman bu söylediğimi söylüyorum daha 35 yaşındasın, gençliğinin son demleri bu aralar hayatının biraz tadını aldın aldın, ondan sonra iki çocuk, çocukların büyümesiydi vs derken sana kalan birşey olmayacak, hep aile ile uğraşacaksın zaten yaş 50 olduktan sonra neyleyesin mustang diyorum. Onun da içi içini kemiriyor ama cesaret edemiyor. Ben şanslıyım ki böyle konularda biraz daha rahatım. Tamamen aman ne olacaksa olur mentalitesinde olmasam da bazen belli konuarda hayata bir kere geliyoruz zamanı geçmenin biraz tadını çıkarabilmek lazım mottosuyla devam ediyorum.

Misal s3 telefon çıkmadan bayılmıştım daha askerde görmüştüm. Çıkınca telefon pahalı tabi. Bugüne kadar teknolojik şeylerde hep biraz zaman geçsin ucuzlasın da öyle alırım derdim, o biraz zaman da rahat 1-1,5 sene olur zaten. Bu sefer anasını satarım dedim ve 1800 verip ilk çıktığı zaman aldım, bir daha mı geleceğiz dünyaya ben bunu 2 sene sonra alacaksam ne tadı kalacak diye. Evet telefon şimdi 1000 liraya düştü ama ben zerre pişman değilim, 2 sene doya doya severek kullandığım. İlk başlarda teknolojisi üstünken aldığım içinde en baştan daha zevk alarak kullandım. şte her zaman değil ama arada bir insana geldi mi biraz da duygulara göre davranmak gerekiyor. Yoksa hep mantık hep mantık, para biriktireyim, yatırım yapayım şöyle yapayım böyle yapayım o hayatın tadı çıkmaz.

bu bahsettiğim arkadaşım para konusunda biraz pintidir. Yatırım, birikim yapacağım diye harcamaz da harcamaz, ne beğense almaz, 1 hafta içi içini yer, almaz kalır. Daha geçen kendi söyledi 2-2,5 senedir kendime istediğim hiçbirşeyi almıyorum diye. Ha kimilerine göre yatırım, mantık, ilerisi için önemli de. Benim için o kadar da değil. Öyle hayat mı olur. Sen 3 gün sonra ölsen senin o yaptığın yatırımın zerre önemi kalmayacak sana. Geride kalanlar da yaşar birşekilde, herkes babadan, kocadan kalan parayla sağ kalmıyor, sıfırdan hayatlarını oluşturuyorlar.
www.BarbarosRazors.com

WWW
Cevapla
#17
(13/11/2013, Saat: 12:25)theunnamed Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Çok doğru söylemişsiniz üstad. Elin adamı yarın ne yapacağını bile düşünmezken biz 20 senelik kalkınma planı oluşturuyoruz nerdeyse bireysel olarak. İnsanın yarınını da düşünmesi gerekir elbet ama birşeyler için sık sık sık çok fazla daraltıyor da bunu düşünmek.

Bu da işte hep ülkenin kötü ekonomisi, kötü yönetimi yüzünden. Şimdi 10 sene sonra doların ne olacağını bilemiyoruz. Muhtemelen şimdikinin iki katı olur. Benzin 7 ya da 8 lira falan olur. Altın mechul. Heralde et döner, restoranlarda pirzola, biftek falan tedavülden kalkar, kıymalı yiyecekler lüks olur. Ev fiyatları, kira fiyatları ne olur. Ülke hep kötüyken, hep kötüye giderken, kim nasıl önünü düşünmeden rahat hareket etsin. Sürekli patronu, işvereni kollayan, zayıfı ezen hükümetler, süreklik elden alınan kazanılmış haklar, adaletsizlikler, hakkını bulamamalar. Bu bahsetiğim arkadaşım amerikaya çok sık gider akrabaları dolayısıyla. Orada görüp şaşırmış, kimsede bu ay şu kadar ayırayım, bir köşeye koyayım lazım olur, belki lazım olur mantığı yok diyordu. Herkes aldığı maaşını yiyip içiyormuş her ay. birikim diye birşey yokmuş. E haliyle, adamların ekonomisi stabil, paraları değerli, ülkede satılan herşey dünyaya göre ucuz satılıyor. insanların aldıkları maaşlara göre alım güçleri yüksek. Misal dün bir amerikanla konuştum ortalam okumuş bir amerikanın yıllık geliri 35-40k dolar diyor. Bakınca çok çok fazla değil, ama bizde satılan ithal ürünlerin onlardaki fiyatını düşününce alım gücü farkı ortaya çıkıyor. Iphone çıkıyor bzde 3500 lira adamlarda 400 dolar. Zaten en aşağı 1200-1500 dolar maaş alıyorlar. Benzin fiyatı belli. Keza otomobil fiyatları da. Adam isterse burada golf aldığımız fiyata camaro alabiliyor. tüm teknoloji ürünleri ilk ve en ucuz orada satışa çıkıyor. Bizdeki artık lüks olan yakıt, elektrik orada olması gerektiği gibi temel ihtiyaçlar düzeyinde ve bütçelerini zorlamıyor. Adamların bütün maaşı dışarıda yedikleri yemek paralarına gidiyor. Tek dertleri silah yasalarıyla sivillerin silah alımının kısıtlanmasına karşı çıkmaları. Özetle para var huzur var. Avrupa bu kadar rahat olmasa da onların da yine maaşlarına göre alım güçleri bizden 4-5 kat daha yüksek. bu amerikada 8*9 kata kadar çıkıyor fiyat kıyaslamaları yaparsanız. Hal böyle olunca bu adam niye birikim yapsın.

Bizdeki gibi bütün ay çalışıp daha ayın 10undan itibaren yakıt parasını, arabaya konacak benzin parasını düşünmüyorlar. Biz bu ülkede böyle yaşadıkça daha çok keşkeleriz. Pahalılıktan mı yaka silksen, halkın bağnazlığından mı, hükümetin seviyesizliğinden mi, şark kurnzalarından mı, nereden tutsan elinde kalan bir ülke. Doğal güzellikle karın doyurmuyor, o yüzden sizin de çevrenizde çok artmaya başlamıştır "abi bitti bu ülke, yaşanmaz artık burada, bir şekilde çekip gitmek lazım serzenişleri" Hal böyleyken hadi gününü yaşa. Eve kırm ızı et götürebilenin mutlu olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Hükümet tarımı, hayvancılığı, doğal kaynak ve enerji kullanımını öyle bir seviyeye getirdi ki temel ihtiyaçlar lüks ve özlem duyulası oldu. Bir nevi afyon yani.. Anladınız...

Ondan sonra ölüm döşeginde gel de keşkeleri sıralama bana, mümkün mü?
http://tiraskeyfim.blogspot.com/  
http://saklinotalar.blogspot.com/
WWW
Cevapla
#18


Cevapla
#19
Olay sadece para değil. Sistem sizi kendine mahkum etmek için hep borçlandırıyor ve yenisini al diyor. Mutluluk malla mülkle ayakkabı çanta vs ile ölçülür oluyor. Bu kısır döngüyü kırmak önemli.
“Kesin bilgi ancak çok az bildiğimiz zaman mümkündür. Bilgi miktarımız arttığında şüphemiz de artar.”
Goethe
Cevapla
#20
Eskisini alıyoz yine de borçluyuz Smile

Kredi kartı ve hızlı alışveriş olduktan sonra borçtan çıkmak gerçekten güç üstadım.

(13/11/2013, Saat: 19:14)mancho Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Olay sadece para değil. Sistem sizi kendine mahkum etmek için hep borçlandırıyor ve yenisini al diyor. Mutluluk malla mülkle ayakkabı çanta vs ile ölçülür oluyor. Bu kısır döngüyü kırmak önemli.
www.BarbarosRazors.com

WWW
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: